Beşiktaş

Buzdağının görülmeyen kısmı

Adana Demirspor maçıyla başlayan, üst üste sakatlıklarla büyüyen ve bu sakatlıkların dönüşünde de çözüme kavuşmayan problemler zinciri, Beşiktaş’ı ligde liderin 13 puan arkasına, Şampiyonlar Ligi’nde ise 5 maç sonunda puan alınamayan bir tabloya götürdü.

Siyah-beyazlı ekibin oyunundaki problemi pek çok maçta kadro üzerinden okuduk. Oysa gelinen noktada takımın tekrar tekrar alarm veren büyük bir yerleşim problemi mevcut.

Ajax maçı üzerinden örnekleriyle bu sorunu ele alacağız ama önce bazı başlıklara göz atacağız.

Oyuncular değişiyor, oyun neden değişmiyor?

Saha içi temellerini oturtmuş ya da en azından net çizgilerle belirlemiş takımlarda oyuncuların değişimi oyun içinde farklılık gösterir.

2019-2020 sezonunda harika futbol oynayan Liverpool, bir yıl sonra arka arkaya yaşadığı sakatlıklarla bir dönem Anfield Road’da galibiyeti unutmuştu. Bu sezon kritik parçalarına yeniden kavuşan Kırmızılar, idealindeki futbola çok yakın bir çizgide ilerliyor. Haliyle oyuncuların değişimi, Liverpool’un oyun tavanını belirlemekte direkt etken oluyor.

Geçtiğimiz sezon Beşiktaş’ta rol tanımları belli ve kapasitelere göre beklentiler netti. Pek çok kişiye göre siyah-beyazlı ekibin oynadığı futbol şampiyonluğa götürecek kalitedeydi. Yine de bu sistem içinde Ghezzal, Josef, Aboubakar, Vida, Atiba gibi kilit oyuncuların birinin ya da birkaçının değişimi ya oyunu değiştiriyor ya da oyun kalitesini düşürüyordu.

2021-2022 sezonu Beşiktaş’ında bu durumdan söz edemiyoruz.

Problemler sarmalı içinde yükselen ilk ses, Beşiktaş’ın Aboubakar’dan sonra tercih ettiği forvetlerin aynı görevi göremiyor oluşuydu. Bu fikrin ardından Pjanic-Alex Teixeira ikilisinin doğurduğu savunma zaafları gündeme geldi. Fabrice N’Sakala’nın sol bek, Welinton’un stoper performansları tepki çekti. Vida, Atiba gibi tecrübeli isimlerin yaşadıkları düşüş dile getirildi.

Bu fikirlerin tamamı kıymetli ve dikkate alınmaya değer fikirler olmakla beraber, herhangi birini doğrulayacak oyuncu değişimleri sonucu Beşiktaş sahada istediklerini elde edemedi. Haftalardır üst üste aynı 11 ile sahaya çıkmayan siyah-beyazlıların tekrar eden zaaflarını tolere edecek bir formül bulunamıyor.

Bunun altında benim düşünceme göre net bir açıklama var: Beşiktaş, çok kötü bir saha yerleşimine sahip ve isimleri değiştirerek bu sorunu çözemiyor.

Nedir bu ‘kötü yerleşim’?

Dünyadaki her takım formasyonuna ve oyun mantığına göre sahanın her bölgesini kullanabilmeyi, gerektiğinde genişleyip gerektiğinde daralabilmeyi ve 11 parçadan oluşan tek bir bütün gibi hareket edebilmeyi hedefliyor.

Oysa bu sezon Beşiktaş’ın sahadaki konumlanmalarında sadece ve sadece enine-boyuna genişlik gözlemleyebiliyoruz. Larin ve Ghezzal’in taç çizgisine bastığı, Vida ve Batshuayi arasındaki mesafenin açıldığı, bekler ve stoperlerin yakın oynayamadığı bu yapı hem eforu erken tüketiyor, hem kolay kontratak fırsatları veriyor hem de set savunmasında kötü bir görüntü çiziyor.

Haftalardır tekrarlanan “Beşiktaş iyi başlıyor ama kalesine gelen ilk topta gol yiyor” düşüncesinin kaynağı da burada yatıyor. Beşiktaş’ın kalesinde verdiği ilk pozisyon, orta sahasının kolay geçildiği ve savunmasının basit paslarla dahi eksildiği net pozisyonlar oluyor.

Uzun süre boyunca bu durumun sebebi olarak Pjanic ve Alex Teixeira’nın birlikte paylaştığı orta saha gösterildi ancak Beşiktaş, en az birinin sahada olmadığı maçlarda da (kazandığı müsabakalar dahil) benzer sorunları tekrar tekrar yaşadı.

Siyah-beyazlı ekip, rakibinin formasyonuna göre önde baskı uyguladığı maçlarda bire bir eşleşmeler belirliyor. Maç başı enerjisiyle bu pres işe yarasa da birkaç dakika içinde tek bir oyuncunun oyundan düşmesiyle tüm baskı bloğu açılıyor. Zaten çok atletik olmayan Beşiktaş orta sahası kolay geçiliyor ve net gol pozisyonu veriliyor.

İlginçtir ki, aynı durum Beşiktaş’ın set savunmasında da gözlemleniyor. Takım geriye yerleştiğinde üç veya dört blok oluşturması beklenirken herkesin bire bir eşleşmelerle rakiplerini takip ettiğini görüyoruz. Konsantrasyonu 90 dakikanın her saniyesine yaymak mümkün olmadığı için bolca gol pozisyonu oluşuyor.

Ajax maçından örneklerle sahanın fotoğrafı

Beşiktaş’ın enine-boyuna çok geniş alana yayıldığını, savunma bloklarını oluşturamadığını belirtmiştik.

Bu sorunu yaşayan tüm takımlarda ortaya çıkan ve tekrar eden bir durum var: Bekleri ile stoperlerinin arasındaki mesafe çok açılıyor.

Zira bu ekiplerde bekler hem rakip takımların kanat oyuncularını, hem kendi taraflarına kayan forvetleri hem de öne hamle yapan orta saha oyuncularını kontrol etme dürtüsüyle hareket ediyorlar.

Sahaya planlı, doğru ve başarılı yerleşen takımlar hem düzenli bloklar oluşturuyor hem de bekleri ve stoperleri arasına rakip oyuncuları sokmuyorlar.

Ajax maçındaki pozisyonlara göre örnekler verelim.

Ajax atak geliştiriyor. Kadraja giremeyen ve doğal olarak savunma pozisyonu alamayan üç Beşiktaşlı var. Fotoğrafta gözüken oyuncular da düz bir çizgi halinde defans dörtlüsü oluşturamadığı gibi, bu hattın önünde plansız bir konumlanma görüyoruz.

Değindiğimiz şekliyle Umut Meraş ve Rosier ile stoperlerin arası çok açık. Rosier bu bölgede hem Berghuis’i hem de Daramy’yi kontrol etmek zorunda.

Ajax savunmadan uzun topla çıkıyor. Sırtı dönük oynayabilen hücum oyuncularına karşı problem yaşayan Montero bire bir eşleşmede. Bu esnada Umut Meraş önce çizgide boşa çıkan rakibine koşuyor ardından geri dönmeye çalışıyor. Onunla Montero arasına Tadic atak yapıyor.

Sol bek ve sol stoper arasındaki boşluk, karşı karşıya gol pozisyonu verilmesine neden oluyor. Savunma önünde oynayan Mehmet Topal da pozisyonda ağır kalıyor.

Ajax sağ kanattan geliyor. Umut Meraş rakibine çıkıyor ve N’Koudou da rakibiyle birlikte geliyor. Tekrar Montero’nun sırtı dönük savunma zaafından faydalanılacak, N’Koudou rakibini takip etmeyi bırakacak ve Umut Meraş ile stoperler arasındaki boşluk kullanılacak.

Sol bek ve sol stoper arasına giren iki Ajaxlı var. İçeri çevrilen topta Klaassen ve Daramy bomboş kalıyor. Klaassen topu ıskalıyor, Daramy kötü vuruyor.

Beşiktaş’ın yediği ilk golün başlangıcında son derece kötü bir yerleşim söz konusu. Topu çıkaran oyuncuya baskı olmadığı gibi ‘geride karşılama’ için doğru bir plan yok. Orta saha hattında hiçbir oyuncu bir takım arkadaşıyla aynı hizada değil. Rosier yine hem çizgiyi hem merkezi kontrol etmek zorunda ve Vida ile arasında boşluk var. Haller de kendini Umut Meraş ile Montero’nun arasına atıyor.

Sadece bir saniye sonrası. Tadic, sağ bek ve sağ stoper arasındaki boşluğa girerek karşı karşıya kaldı. Haller, sol bek ve sol stoper arasındaki boşluğa girerek topu kaleye yuvarladı. Bu efektif pas gelmese dahi çizgilerdeki Ajaxlı oyuncular demarke pozisyonda kalacaktı.

Duran toplar her şeyiyle bir takımın çalışma ürünüdür.

Skor 1-1. Teorik olarak Beşiktaş’ın maç konsantrasyonunu kaybetmiş olmasını gerektirecek bir durum yok ve plana bağlı kalmasını bekliyoruz.

Serbest vuruş esnasında Beşiktaş savunmasında yine pek çok oyuncu aynı hizada değil. Penaltı noktası üzerindeki Lisandro Martinez ve ceza yayının önündeki David Neres bomboş durumda. Arka direğe sarkan 3 Ajaxlı oyuncuya karşı Rosier tek başına.

Topun Lisandro Martinez’e geldiği esnada Beşiktaşlı futbolcuların bir kısmı gayriihtiyari olarak öne çıkıyor. Bu esnada Montero arkada kalıyor ve ne Haller’i savunabiliyor ne de ofsayta düşürebiliyor. Başından sonuna kötü yerleşimin sebep olduğu bir gol.

Bireysel performansların tabloda etkisi yok mu?

Esasen bu soru başlığını yalnızca fikrimi özetleyebilmek için ekledim.

Başarı beklentisiyle yürütülen her yapıda olduğu gibi futbol takımlarında da bireylerin performansı sorguya açıktır. Bununla birlikte bu performansları topluca yükselten ve topluca düşüren faktörler mevcut.

Doğru bir kurgu yakalamış takımlarda 1-2 oyuncu oynadıkları futbolla tatmin etmiyorsa o zaman bireylerin etkisini öne çıkarmak mümkün. Neredeyse her oyuncunun yalnızca zaaflarını gösterebildiği tabloda dile getirilmesi gereken hususun bireysel performanslar olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Detaya inmeden, tek bir örnekle noktalayalım. Sezon başından beri genellikle birbirlerinin yerine tercih edilen Alex Teixeira ile Atiba Hutchinson’ın yapmaya çalıştıkları arasında hiçbir fark göremiyoruz. Birbirlerinden çok çok farklı oyuncular olmalarına rağmen aynı yerde top almaya çalışıyor, aynı yerde rakip karşılama uğraşı veriyor, aynı görev tanımıyla oynuyorlar. Sonuç olarak ikisi de bekleneni veremiyor ve ikisinin de performansı sorgulanıyor.

Finale gelelim. Beşiktaş, sezonun ilerleyen dilimini ve geleceği sağlıklı hale getirebilmek için kendisine doğru sorgulamaları yapmak zorunda. Bunun da başında eksikleri/hataları görmek ve bunlarla yüzleşmek geliyor.

Başarı ortamında hiçbir pay verilmeyen şans faktörünün başarısızlıkta bir numaralı etmen sayılması, arka arkaya alınan mağlubiyetleri engellemiyor.
 

Etiketler
İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı